Türk Kültürü

Türk Kültürü

Türk Kültürü Genel Bilgi

Kimlik. “Türk” kelimesi, İngilizce kelime antik Türkçe kelimesinden gelmektedir ve bir sıfat veya uygun bir isim olarak kullanılabilir. Türkçe ‘de ülkenin adı Türkiye ‘dir . Onlarca yıl süren milliyetçi iddiadan sonra, çoğu vatandaş etnik kökene bakılmaksızın Türk olarak kendini tanımlamaktadır.

Türkiye ‘nin Coğrafi Konumu

Yer ve Coğrafya. Türkiye, Küçük Asya ‘da ve Avrupa ‘nın küçük bir bölümünde yer almaktadır. Yüz ölçümü 784.000 km. karedir. Batı da Ege Denizi ile sınırlıdır; Kuzeybatı da Marmara Denizi, Yunanistan ve Bulgaristan; Kuzey de Karadeniz; Doğu da Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve İran; Güney de Irak, Suriye ve Akdeniz ile sınırları belirlenmiştir.

Türkiye 'nin coğrafi konumu

Türk adı altında önemli etnik grupların bazıları; Güneydoğu da Kürtler, Güney de Araplar, Batı Karadeniz kıyılarının Lazları ve Kuzeydoğu ve Kuzeybatısında ki Gürcüler çift kimlikleri ifade etmektedir.

İstanbul (eski adıyla Konstantinopolis), büyük şehir olmasına ve Osmanlı Devletinin başkenti olmasına rağmen, ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, 1923 ‘te başkent olarak bir İç Anadolu kenti olan Ankara ‘yı seçmiştir. Bu seçim, Atatürk ’ün milliyetçilik politikasını da sembolize etmiştir.

Türkiye,

8.333 km sahil şeridine sahiptir. İç kısımları dağlardan, tepelerden, vadilerden ve yüksek bir merkezi platodan oluşmaktadır. Batı kıyı ovaları genellikle iç Anadolu platosunda ki Ankara hariç, orta ve doğu bölgelerine göre daha yoğun ve endüstriyeldir. Bu Küçük Asya, yüzyıllar boyunca Lidyalılar, Hititler, Yunanlılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılara ev sahipliği yaptığı için, tarihi eserlerle doludur.

Türkler tarihte eşi benzeri görülmemiş bir millettir.

Napolyon

Fizyografik olarak ülke beş bölgeye ayrılabilir. Karadeniz bölgesi ılıman bir iklime sahiptir ve yağışlar ortalamanın üzerindedir. Pontic dağ silsilesi hakimdir. Batısı, tahıllar, sebzeler, meyveler, kuruyemişler ve tütün de dahil olmak üzere tarım için ayrılmıştır. Daha nemli olan doğusunda ise, dağlar nadiren otuziki km. genişliğinde dar bir kıyı ovasını terk eder.

Bölgeye Göre Ekonomik Durumu

Karadeniz halkları,

vadileri ve bölgede ki nehirlerin alüvyal taraflarını daraltıp işleyerek, sebze ve meyve yetiştirmek için dik bir yamaç tarımı geliştirmişlerdir. Ana geçim kaynağı çay, 1960 ‘lı yıllardan sonra popüler olmuştur. Bazı köylüler ovalar da küçük koyun, keçi ve sığır otlatarak geçimini sağlamaktadır.

Yakın zamana kadar, engebeli topografya yüzünden tarım sınırlı yapılabilmekteydi ve alternatif toprak tabanlı sanayi neredeyse yoktu. Bu nedenle, çoğu Batı Karadenizli, deniz kuvvetleri ve deniz ticaretinde veya büyük şehirler de bölge dışından iş aradılar, sonra emekli olmak için eve döndüler. Erkekler uzaktayken, kadınlar evi korudular, toprağı topladılar ve hayvancılığa bakıyorlardı.

dobag projesi 2012
Dobag Projesi 2012. Türk halıları kalitesi ve karmaşık tasarımlarıyla ödüllendirilir.

İç Anadolu platosu,

dağlarla çevrilidir. Yazları yüksek, kışları düşük olan yarı kurak bir iklime sahiptir. Köylüler hayvancılıkla uğraşır ve buğday, arpa ve şeker pancarı yetiştirmektedirler. Yetiştirme için uygun olmayan alanlar, büyük koyun, sığır ve keçi sürülerini otlatmak için kullanılır.

Doğu Anadolu,

Türkiye ‘nin en dağlık, uzak, gelişmemiş ve seyrek nüfuslu bölgesidir. Yüksekliği ve soğuk iklimi, diğer Anadolu kültürlerinden daha az ekin yetiştiriciliği yapılmasına yol açmıştır. Tarihsel olarak, halkı özellikle koyun, sığır ve keçi hayvancılığıyla uğraşır.

Akdeniz kıyı bölgesi,

Toros Dağları ile çevrilidir. Yaz ayları nemli ve sıcak, kış ayları ise ılık geçmektedir. Doğu kısmı, Mersin ve Adana çevresinde, zengin toprak sahipleri yoğun pamuk üretimi ile bilinmektedir. Mersin önemli bir liman ve yağ arıtma merkezidir. Batı bölgesi, narenciye ve muz bahçeleri ile dikkat çekmektedir. Halkları geleneksel olarak Toros Dağları’nı koyun, keçi, sığır ve deve otlatmak için kullanmışlardır. Türk Yörükleri arasında ki kadınlar yün, kilim ve heybe yaparak geçimini sağlamışlardır. Şimdiler de turizm, bu bölge için büyük bir endüstridir.

Ege bölgesi de,

Akdeniz iklimine sahiptir. Zengin vadiler ve alüvyal ovaların yanı sıra tepeler ve dağlar bulunmaktadır. Narenciye, zeytin, fındık, ayçiçeği, tütün, şeker pancarı, tahıl, meyve ve sebze gibi çok çeşitli mahsuller üretilir. Alan, Türkiye’nin müreffeh küçük çiftçilerinin ve gıda işleme tesislerinin çoğunu içermektedir. İzmir, bölgenin ana ticaret ve sanayi merkezidir; üçüncü en büyük şehir ve ikinci büyük limandır.

Likya kaya mezarları
Likya kaya mezarları

Avrupa ve Asya ‘nın bir kavşağı olan Marmara-İstanbul bölgesi yerleşimin en yoğun olduğu, ticari, sanayi ve turistik bir bölgedir. Ilımlı bir iklime, zengin topraklara ve geniş sahil şeridine sahiptir. Modern kalkınma sonucunda, ülkede ki herhangi bir bölgenin tarım dışı arayışı içinde olan nüfusun en yüksek olduğu yüzdeye sahiptir. En büyük ve en kozmopolit şehir olan İstanbul, ticaret, nakliye, moda, edebiyat, sanat ve eğlence alanlarında ülkeyi yönetmektedir. İstanbul yıllar boyunca, ülkenin her yerinden düzenli bir şekilde göç almıştır.

Türk Kültürü Demografi.

Yıllık nüfus artışı 1998 yılında ortalama yüzde 2,5 ‘in üzerinde ki yıllık büyümenin ardından yüzde 1,6’ya düşmüştür. 1998 nüfusu 64.566.511 olarak hesaplanmıştır, bunun yüzde 65 ‘i şehirler de, yüzde 35 ‘i ise sayısı 35 bin olan köyler de yaşamaktadır.

Türkiye nüfusunu etnik kökene göre sınıflandırmamaktadır. Diğer Türk halkları dahil olmak üzere en az otuz beş Türk olmayan etnik grup bulunmaktadır. Farklı Türk dilleri konuşanlar Uygurlar, Kırgızlar, Kazaklar, Özbekler, Balkarlar ve Azerbaycanlılar ‘dır. Türk olmayan dilleri konuşanlar arasında Kürtler, Ermeniler, Yunanlılar, Çerkesler, Gürcüler, Lazlar, Araplar, Romlar (Çingeneler), Osetler, Arnavutlar ve Çeçenler bulunmaktadır.

Bu grupların en büyüğü ve on milyonun üzerinde nüfusu olan grup Kürtler ‘dir. Bir sonraki en büyük grup Araplar ise, Suriye sınırında yaklaşık bir milyon civarı yoğunluktadır ve yaklaşık üç yüz bin kadar olan Doğu Karadeniz kıyı bölgesinin Laz ‘larını da sayabiliriz.

Tarih boyunca Türk dilleri

Türk Kültürü Dilsel Ortaklık. Türkler İç Asya ‘da doğmuştur. Dilleri Altay ailesine aittir. Türk yazılarının en eski buluntuları sekizinci yüzyıla ait CE ’ye dayanıyor. Dil, 9. yüzyıldan sonra, Türklerin Orta Doğu’ya taşınmaya ve İslam’a dönüşmeye başladığı Farsça ve Arapça ‘dan etkilenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti ‘nin kuruluşundan sonra, pek çok Arapça ve Farsça kelimeler eski Türkçe ‘den türetilen kelimelerle değiştirilmiştir.

Atatürk ‘ün Türkleşme programının bir parçası olarak, tüm Müslüman vatandaşların yasal olarak Türkçe konuşması ve yazması gerekiyordu. 1991 yılına kadar, Türkçe dışında ki birçok dilde yayın yapmak, radyo yayınları yapmak ve halkla konuşmak yasal olarak yasaklandı. Bugün gençlerin büyük çoğunluğu sadece Türkçe konuşmaktadır. Ancak, Türkiye’nin güneydoğusunda yetişen Kürtlerin çoğu, hem Türkçe hem de Kürtçe konuşabiliyor.

Tarih ve Etnik İlişkiler

Türk Kültürü Ulusun Ortaya Çıkışı. Günümüz de Türkiye, 1923 yılında on dördüncü ve yirminci yüzyılın başlarında var olan ve on altıncı yüzyılda Güneydoğu Avrupa ve Kuzey Afrika ‘nın bir kısmı ile birlikte Orta Doğu ‘nun çoğunu kucaklayan çok ırklı ve çok dilli Osmanlı İmparatorluğu ‘nun bir çocuğu olarak kuruldu. On dokuzuncu yüzyılda, Balkanlar ve Hazar bölgesi imparatorluktan ayrıldığında, pek çok Türk olmayan Osmanlı vatandaşı kaçtı ya da Anadolu ve Trakya ‘ya yerleştirildi.

Osmanlı İmparatorluğu ‘nun I. Dünya Savaşı ‘nda ki yıkılışıyla birlikte, eski imparatorluğun kalbi olan İstanbul ve Küçük Asya, daha sonra  Mustafa Kemal ‘in öncülüğünde yeniden kurulmuştur. Türkiye ’yi modern, Batı tarzı, laik bir millet devleti yapmak için Atatürk ’ü İslam ’ı devlet dini olarak ilan etmiş, Batı hukuk yasalarını kabul etmiş ve tüm genç Müslüman vatandaşlara, etnik kökene bakılmaksızın öğretildiği zorunlu bir seküler eğitim sistemi kurmuştur.

Ulusal kimlik.

Türk milliyetçiliği resmi politikası büyük ölçüde etkili olmuştur. Türk vatandaşı olup olmadıklarına bakılmaksızın çoğu vatandaş, bazı Kürtler dışında, hem etnik hem de ulusal olarak Türkler olarak kendini tanımlamaktadır.

Türk Kültürü Etnik İlişkiler.

Birinci Dünya Savaşı sonrası Lozan Antlaşması ‘ndan sonra, sadece Hristiyan Ermenileri, Ortodoks Rumları ve Yahudilerin dini ve eğitim kurumlarını sürdürmelerine izin verildi. 1999 ‘dan beri, devlet okullarında öğretilen ve Türkçe olmayan diller Batı Avrupa dilleri ve Arapça idi.

Son yıllar da, Gürcüler, Çerkesler ve Lazlar, Türk olmayan dillerini ve kültürel geleneklerini Türk hukukunun izin verdiği sınırlar dahilinde canlandırmaya çalışıyorlar. 1990 ‘ların başında, bir grup Gürcü Türk ‘ü , Gürcü şiirine, edebiyatına ve folkloruna adanmış bir kültürel dergi olan Çveneburi ‘yi yayınlamaya başladı. Bu halklar kendilerini, Müslüman olmayanlar ve Türk olmayan Osmanlı soyları olan Türk vatandaşları olarak görmektedirler.

Bununla birlikte, vatandaşların büyük çoğunluğu, bölgesel, kentsel-kırsal, sosyal sınıf ve etnik çeşitliliklerle ortak bir Türk kültürünü paylaşmaktadır. Özellikle farklı etnik kökene sahip olan Sünni Müslümanlar arasında çok fazla evlilik olmuştur. Devlet bütün vatandaşları Türk olarak kabul eder. Etnisite ile ilgili resmi bir yasal, eğitim veya istihdam engeli ve etnik kimlik kartı sistemi yoktur.

Türkiye ve Avrupa

Türkiye öncelikli olarak Avrupa ‘daki Türk ‘lerin haklarıyla ilgilenmektedir. Türkiye, Avrupa Birliği ‘nin ortak üyesidir. 1960 ‘lardan bu yana milyonlarca vatandaşı çalışmak için batı Avrupa ülkelerine göç etmiştir ve yalnızca küçük bir kısmı Avrupa vatandaşlığı almıştır. Sonuç olarak, Türkiye ‘nin Avrupa ‘da yaşayan yaklaşık üç milyon vatandaşı vardır.

Şehircilik, Mimari ve Mekan Kullanımı.

Mimari ve mekan kullanımı, ekonomik faktörlerden, politik ideolojiden, çevre, gelenek ve dış fikirlerden etkilenmiştir. Osmanlı mimarisi, Bizans ve İslami unsurları ile imparatorluk geçmişinin açık bir kültürel ifadesini temsil ediyordu. Yeni cumhuriyetin liderleri, Batı ’daki laik bir ulus-devlet vizyonunu ilan edecek farklı bir mimari istedi. Cumhuriyetin bir amacı da, Batı ‘nın maddi kültürünü ve teknolojisini yakalamaktı.

Ankara, yeni bir Türk düzeninin inşa edilebileceği tabula rasa ‘yı temsil etti. 1920 ‘lerin başında, dar dolambaçlı sokakları ve basit kerpiç evler ile 20.000 kişilik önemsiz bir şehirdi. Cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara, yeni devletin emellerini ve gücünü simgeleyen anıtsal hükümet binalarıyla değiştirildi.

Bazı eski bina tasarımları Osmanlı geçmişiyle nostaljik bir ilişki kursa da, modern mimarlar ve hükümet yetkilileri bu tarzı uygunsuz olarak görüyorlardı. Avrupa ‘dan ilham alan çağdaş mimari tarzlar, 1927 ‘den sonra Osmanlı canlanmasının yerini kurumsal yapıya bırakmaya başladı. 1920 ‘lerin sonunda ve 1930 ‘ların başlarında, bir ekonomik krizin bir sonucu olarak, hükümet Bauhaus okulundan etkilenen uluslararası mimarinin sıkıcı biçimlerini tercih etti.

Modern Mimari

II. Dünya Savaşı öncesi dönem de, Alman ve İtalyan rejimlerinin anıtsal resmi mimarisi hâkim oldu. Ankara Büyük Millet Meclisi Binası (1938-1960) Ulusal Sosyalist mimarlık ruhunu gösterdi. Konut alanında, yüksek ücretli askeri ve sivil yetkililerden oluşan “Cumhuriyetçi Burjuvazi”, modern mimarinin kabulünde önemli bir rol oynadı. İç tesisat ve elektriğe sahip Batı binaları , geçmişe bağlı olmayan çağdaş bir yaşam tarzı arayışlarına uyuyordu.

II. Dünya Savaşı ‘ndan sonra Uluslararası Stil daha yaygın hale geldi. Site planları fonksiyonel geometrik elemanlarla tanımlanmış ve bina cephelerinde ızgara sistemleri kullanılmıştı. İstanbul Hilton Oteli (1952) bu tarzın etkili ve yüksek oranda kopyalanmış bir örneği oldu.

İlk gökdelen yapıldı

1960 ‘lı yıllarda Bauhaus okulu seri üretime vurgu yaparak Ankara ve diğer bazı şehirler de orta sınıf kentsel konut inşaatını etkiledi. Türkiye ‘nin ilk ticari gökdelen binası olan gökdelen, 1959 yılında Ankara ‘da inşa edildi. O zamandan beri modern gökdelenler ve yüksek devlet, ticari ve apartman binaları çoğu büyük şehri dönüştürdü. 1950 ‘lerden bu yana, kırsal bölgelerden gelen köylüler tarafından hızlıca inşa edilen standart altı konutların gecekondu alanlarının güçlü yerleşim alanlarının genişletilmesiyle modern kent mimarisinden uzaklaşıldı. Bugün Türkiye ‘nin kentsel nüfusunun yüzde 50 ila 60 ‘ı gecekondu sakinlerinden oluşmaktadır.

Küçük kasaba ve köylerde ki konut stilleri gelenek, aile yapısı, çevre, yerel yapı malzemeleri ve gelirle belirlenir. Bölgelere göre dış görünüm de oldukça fazla çeşitlilik vardır.

Geleneksel evlerin çoğunda kadınların kendi iç görevlerini yerine getirip komşularla sohbet edebileceği kapalı bir bahçe veya avlu vardır.

Küçük kasabalar da ve köyler de erkekler kamusal alana, kadınlar ise evin özel alanına hakimdir. Cami de, kadınlar erkeklerin dışında bir alanda dua ediyorlar. Sinema salonları, restoranlar, plajlar ve halka açık parkların, erkekler için “bekarlar” bölümü ve aileler ve bekar kadınlar için “aile” bölümü olması nadir değildir. Toplu taşıma araçlarında, bir erkeğin ilgisiz bir kadının yanında oturması uygun görülmemektedir. Son yıllar da, bu kısıtlamaların birçoğu büyük şehirler de kolaylaştırılmıştır, ancak kahvehaneler ve bazı barlar yalnızca erkeklere ait olmaktadır.

Yiyecek ve Ekonomi

Türk Kültürü Günlük Yaşam da Yiyecek. Türk mutfağı birçok farklı sebze ve et güvecini içerir (öncelikle kuzu ve dana eti); börek, kebap ve dolma yemekleri; ve hemen her öğünde yenen bir ekşi ekmek. Börek, peynir, ıspanak ve / veya kıyma ile doldurulmuş birçok ince hamur katmanından oluşan bir hamur işi bulunmaktadır. Kebap, bir şiş üzerinde parça veya dilimlerle kavrulmuş veya bir ızgara da köfte olarak kullanılan etin genel sözcüğüdür. Sebzelerden (örneğin domates ve biber) ve pirinç veya bulgur pilavı ile doldurulmuş veya ambalajlanmış yapraklardan (örneğin üzüm, lahana ve patlıcan) yapılan yemeklerin genel adı sarmadır. Özellikle patlıcan çok önemlidir.

Kışın, pek çok Türk sıcak çorba ve ekmekle kahvaltı yapar. Sıcak mevsimler de, genellikle ekmek ve reçel, sert veya yumuşak haşlanmış yumurta, koyun sütünden yapılan beyaz bir peynir, tuzlu zeytin ve ılık süt veya sütlü sıcak çay yenmektedir. Tipik bir öğlen yemeği,  meyveli bir garnitür pilavı veya salatası ile birlikte sebze ve et güveçlerinden oluşur. Börek veya dolma yahninin yerini alabilir. Özel günler de baklava gibi tatlılar servis edilmektedir.

Yemek tercihleri ​​ve hazırlıkları bölgeye ve etnik kökene göre değişir. Mesela Karadeniz ‘de balık, özellikle hamsi, yemek, Doğu bölgesi baharatlı yiyecekler ile dikkat çeker. Çerkesler bir ceviz sosunda tavukla ünlüdür, Gürcü mutfağı ise kalın mısır ekmeği ve mısır çorbası ile anılır. Lahmacun veya Ermeni pizzası, bir zamanlar Ermenilerin işgal ettiği güneydoğu illerinde ortaya çıkmıştır.

Domuz eti müslümanlara yasaktır

Türkiye ‘de domuz eti müslümanlara yasaktır. Kur ‘an da alkollü içecekleri yasaklasa da, birçok Türk bira, şarap ve likör içmektedir. Örneğin, eskiden göçebe bir Türk olan Yörükler, balık hariç tüm deniz ürünlerinden uzak durur. İslam’ın Alevi mezhebinin üyeleri, adet gördüğü için tavşan yemezler.

Ramazan Bayramı ‘nın ardından gelen kutsal Aşure ayı için birçok hane de misafirleriyle, arkadaşlarıyla ve komşularıyla paylaşmak için Aşure adında bir puding hazırlanmaktadır. Geleneğe göre Aşure, bezelye, fasulye, badem, hububat, pirinç, kuru üzüm, gül suyu, nar taneleri, portakal kabukları, incir ve tarçın gibi en az on beş farklı bileşen içermelidir. Tüm Türkiye genelinde düğün kutlamalarında düğün çorbası, kemik, yumurta, limon suyu, un, tereyağı ve kırmızı biberli kuzu eti hazırlığı yapılmaktadır.

Türk içecekleri arasında gün boyunca içilen çaylar, genellikle yemekten sonra alınan kahve, ayran(ayran), boza (kışın alınan fermente bulgur içeceği), verakî (genellikle suyla karıştırılmış anason aromalı bir brendi) bulunur. Gazlı içecekler gençler arasında popüler hale gelmiştir ve büyük şehirlerde ki barlar erkekler için mekân haline gelmiştir.

1984 ‘ten beri, Türkiye gıda ithalatı politikasını serbestleştirmiştir. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinden gelen günlük ürünler ve lüks yiyecekler çoğu büyük şehirde bulunmaktadır.

Ticaret

1980 ‘lerden bu yana ticaret, ekonomi de giderek daha önemli bir rol oynamıştır. Türkiye ‘nin 1995 yılında Avrupa Birliği (AB) ile gümrük birliği anlaşmasına girmesi, AB ülkeleriyle ticareti kolaylaştırdı. 1997 yılında, kaydedilen ihracatın 5,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Başlıca ihracat ürünleri tekstil ve konfeksiyon (yüzde 37), demir çelik ürünleri (yüzde 10) ve gıda maddeleri (yüzde 17) idi. Başlıca ihracat ortakları Almanya (yüzde 20), ABD (yüzde 8), Rusya (yüzde 8), İngiltere (yüzde 6) ve İtalya (yüzde 5) idi.

İthalat 1997 yılında 46,7 milyar ABD Doları (ABD) olarak değerlendirildi. İthalat ürünlerinde makine (yüzde 26), yakıtlar (yüzde 13), hammaddeler (yüzde 10) ve gıda maddeleri (yüzde 4) tü. Başlıca ithalat ortakları; Almanya (yüzde 16), İtalya (yüzde 9), ABD (yüzde 9), Fransa (yüzde 6) ve Birleşik Krallık’tır (yüzde 6).

Çalışma Birimi.

İşlerin çoğu yaş, beceri, eğitim, cinsiyet ve bazı durumlar da akrabalık esasına göre verilmektedir. Kasaba ve şehirler de birçok küçük aile işletmesi ve işletilen işletme bulunmaktadır. Bu işletmeler de gençler, özellikle de oğullar, işletmeyi işletmek için küçük yaşlardan itibaren eğitilmektedir. 1960 ‘lara kadar pek çok genç, özellikle erkekler, geleneksel çırak sisteminde becerilerini öğrendi. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı, erkekler ve kadınlar için binlerce temel ve ileri mesleki ve teknik okul işletmektedir.

Türkiye ‘de her iki cinsiyetten öğrencilerin iş adamları, doktorlar, mühendisler, avukatlar, öğretmenler, muhasebeciler, bankacılar ve mimarlar olmak için çalıştıkları çok sayıda üniversite vardır. Kamu hizmeti işleri, başvuru sahiplerinin eğitim gereksinimlerini karşılamasını ve yazılı bir sınavı geçmesini gerektirir.

Türk yasaları, 13 ve 14 yaşları arasındakilerin okula veya mesleki eğitime kayıt yaptırmaları halinde hafif, yarı zamanlı çalışma yapabilmeleri dışında, 15 yaşın altında ki çocukların istihdam edilmesini genel olarak yasaklamaktadır. Uygulama da, yoksul ailelerin çocukları gerekli gelirleri elde etmek için çalışıyorlar. Çiftlik işçiliğinin yanı sıra, reşit olmayan çocuklar çay bahçelerinde garsonlar, oto tamir atölyeleri ve küçük ahşap ve metal zanaat endüstrileri olarak çalışmaktadır. Reşit olmayan kızlar genellikle evde el sanatlarında çalışırlar.

Toplumsal Tabaka

Sosyal statünün en önemli belirleyicileri servet ve eğitimdir. Temel kategoriler, zengin kentsel eğitimli sınıfı, kentsel orta sınıfı, kentsel alt sınıfı, büyük kırsal toprak sahibi sınıfını ve genel kırsal nüfusu içerir. Bir üniversite eğitimi, çok sayıda alt tabaka bulunan kentsel eğitimli sınıfa giriş için asgari niteliktir.

Kentsel üst ve kentsel orta sınıflar arasında ayrım yapılabilir. Kentsel üst sınıf, eğitim, politik etki ve servet tarafından belirlenen yüksek statüye sahip birkaç grup içerir. Zengin iş adamlarına, başarılı doktorlar, kabine bakanları ve meclis üyelerinin birçoğu, önemli devlet daireleri müdürleri ve diğer üst düzey yetkililer gibi, çok yüksek statü tanınmıştır.

Üst sınıf farkı

II. Dünya Savaşı ‘ndan bu yana iş adamları eski askeri bürokratik elitlere güç ve sosyal prestij için meydan okudular. Kentsel üst sınıfın üyeleri genellikle batılılaşır; birçoğu en az bir Batı dili konuşur, Avrupa ya da Amerikan yaşamı ve kültürü hakkında iyi tanınırlar ve diplomatik ve yabancı iş dünyası ile yakın ilişki içindedirler.

Kentsel orta sınıf çoğu devlet memurunu, orta büyüklükte ki işletmelerin ve endüstrilerin sahiplerini, hizmet mesleğinde ki birçok kişiyi, bazı vasıflı işçiler ve üniversite öğrencilerini içerir. Bu gruplar genellikle üst sınıftan daha az batılılaştırılmış ve daha çok Türk kültürüne yöneliktir. Kentsel orta sınıf ayrıca, şehirlerinin neredeyse tüm üst katmanlarını da içermektedir. Kentsel eğitimli sınıf içinde kayda değer bir hareketlilik vardır.

Kentsel alt sınıf yarı vasıflı ve vasıfsız işçileri, düşük ücretli hizmet işçilerini ve kent işsizlerini içerir. Genç köylülerin kentsel alanlara göç oranlarının yüksek olması bunu en hızlı büyüyen sınıf haline getirmektedir. Birçok göçmen iş bulmakta zorlanıyor ve diğerleri sadece mevsimsel çalışıyor. Çoğu, büyük şehirler de gecekondu bölgelerinde yoksulluk içinde yaşıyor.

Siyasi hayat

Hükümet. Hükümet 1982 anayasası altında faaliyet gösteriyor. Tüm anayasalar (1924, 1961 ve 1982), askeri liderler kontrol altındayken yazıldı ve kabul edildi. 1982 Anayasası maddeleri, “Türkiye, Atatürk ‘ün milliyetçiliğine sadık, demokratik, laik ve sosyal bir devlettir” (Madde 2). “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir” (Madde 3) tür.

Anayasa uzun bir medeni ve siyasi haklar listesi oluşturuyor, ancak onları “ulusal güvenlik”, “ulusal birlik” ve “kamu ahlakı” hususlarına bağlıyor. Aynı zaman da hükümetin acil durum kuralı veya savaş yasası getirmesine de izin veriyor. Anayasa, tam yasama yetkilerine sahip, halk arasında seçilmiş tek odalı bir ulusal meclis, ulusal meclise karşı sorumlu bir başbakan ve kabine ve adli inceleme yetkisine sahip bir anayasa mahkemesi kuruyor. Meclis tarafından yedi yıllığına seçilen geniş yürütme yetkileri ve yasama veto yetkisi olan bir cumhurbaşkanı sağlıyor.

Cinsiyet Rolleri ve Durumları

Türk Kültürü Cinsiyete Göre Çalışma Bölümü. Türk yasaları, eşit işe eşit ücret ödenmesini garanti etmiştir ve pratik olarak tüm eğitim programlarını ve meslekleri kadınlara açmıştır. İstisnalar, imamları eğiten dinî okullar (islam liderleri) ve imamın kendisinin görevidir. Genel olarak, erkekler iş, ordu, hükümet, meslekler ve akademi alanlarında yüksek düzeyde ki mesleklere hâkimdir. Geleneksel değerlere göre, kadınlar ev işleri yapmalı ve kamusal alanda ya da ilgisiz erkeklerle çalışmamalıdır. Ancak, kadınlar toplum da daha fazla çalışmaya başlamıştır.

Alt sınıf kadınlar genel olarak hizmetçi, ev temizliği, kadın terzisi, terzi, çocuk bakım evleri, tarım işçileri ve hemşireler olarak çalışırlar, ancak 1990 ‘lı yılların başında fabrika çalışanlarının yaklaşık yüzde 20 ‘si ve birçok mağaza çalışanı kadındır. Orta sınıf kadınlar genelde öğretmen ve banka memuru olarak çalıştırılırken, üst sınıf kadınlar doktor, avukat, mühendis ve üniversite öğretmeni olarak çalışmaktadır. Kadınların sadece küçük bir kısmı politikacı olabilmektedir.

Evlilik, Aile ve Akrabalık

Türk Kültürü Evlilik. Türkler yetişkinlerin evlenmesini ve çocuk sahibi olmasını beklemektedir ve büyük çoğunluğu öyledir. Sünni Müslümanlar arasında ki etnik evlilikler nadir olmasına rağmen, insanlar genellikle kendi dini mezhepleri ve etnik gruplarıyla evlenmektedir. Geleneksel Türk toplumunda, eşlerin seçimi ve evlilik töreni akraba grupları tarafından kontrol edilir. Evlilik öncesi süreçte, evlenecek bireyler küçük roller oynar.

Medeni Kanun

1926 ‘da, devrimci Türk hükümeti, İslami aile hukukunu ortadan kaldırdı ve aile hukukunun hafifçe değiştirilmiş bir versiyonunu İsviçre medeni kanunda kabul etti. Yeni Aile Yasası, yalnızca medeni evlilik törenlerini gerektirir ve tanımaktadır. Bağlayıcı evlilik sözleşmesi, olgun bireylerin rızasını gerektirir ve sadece tek eşlilik öngörür.

Yasalar, ebeveynlerin çocukları adına nişanlanma veya evlilik anlaşmaları yapmalarını yasaklasa da, gelinlerin rızası olmadan düzenlenen evlilikler biraz yaygındır. 1968 ’de yapılan bir ankete göre, kadınların yüzde 11,4 ’ü evliliklerinin izinleri olmadan aileleri tarafından düzenlendiğini, yüzde 67 ’sinin de izinleri ile aile tarafından düzenlenen evlilikler yaptığını söylemiştir.

Korunmasız düzenlenmiş evliliklere ilişkin rakamlar, İstanbul, Ankara ve İzmir ‘de yaşayan kadınlar için yüzde 7,7 ‘den küçük şehirler de, kasabalar da ve köyler de yaşayan kadınlar da yüzde 11,3 ile yüzde 12,5 arasında değişmektedir. Ankete katılan kocaların yüzde 49.9 ‘u etkileyici olarak babalarının veya diğer akrabalarının evlilikleriyle ilgili nihai kararı verdiğini söylemiştir. Bu yanıtlar, köy erkekleri için yüzde 59,1 ‘den İstanbul, Ankara ve İzmir ‘deki erkekler için yüz de 15,3 ‘e kadar değişmiştir.

Bugün evliliklerin büyük çoğunluğu çiftin rızasıyla gerçekleşmekte, ancak aileler özellikle kızları için potansiyel eşleri tavsiye ve tarama da rol oynamaktadır.

Boşanmalar.

Özellikle çocuklu erkekler, genellikle boşanmış kadınlara göre hızla yeniden evlenirler. Yeni yasa, kocanın İslami sözlü ve tek taraflı boşanma haklarını ortadan kaldırmıştır ve mahkeme işlemine karar vermiştir. Kanun, boşanma için sadece altı temeli kabul etmektedir: zina; yaşama, ağır saldırılara ve hakaretlere karşı komplo; suç veya onursuz bir yaşam; firar; zihinsel yetersizlik; ve uyumsuzluk. Belli gereklilikler o kadar önemlidir ki, bu gerekçelerden birinin kurulmasının zor olduğu kanıtlanmıştır.

Sosyalleştirme

Kadınlar çocuklarını aşırı derece de korurlar. Bir yıl veya daha fazla süreyle emzirmek yaygındır. Çocuk genellikle ebeveynlerin yanında bir hamak veya beşikte uyur. Erkekler cesur, iddialı, gururlu ve yaşlılara saygılı olmak için sosyalleşirler. 9 ve 12 yaşları arasında acı veren bir sünnet töreni yaptıklarında, aslanlar kadar cesur oldukları söylenir.

Kızlar, mütevazı, uyumlu, erkekleri destekleyici, erdemli ve ev içi görevler de yetenekli olmak için sosyalleşirler. Babalar otoriter disiplinlidirler; anneler genellikle sevgili ve besleyicidir.

Her kadın bir çocuğu doğururken sevinir, çünkü bu olay kocasının, kanunlarının ve toplumun gözünde ki statüsünü arttırır. Anneler ve kız çocukları özellikle yakındır, çünkü kızlar genellikle evlilik öncesi yaşantılarının çoğunu annelerine yakın geçirir, ev becerilerini öğrenirler: Genel olarak, baba-kız ilişkisi, halkın çok az sevgi göstermesiyle oldukça resmidir. Bir kızın veya oğlun annesiyle tartışabilmesi veya şaka yapmasına rağmen, onlar babanın huzurunda saygılı ve bastırılmıştır.

Ön hazırlık sırasında, erkek ve kız kardeşler arasındaki ilişkiler özgür ve kolaydır. Daha sonra, eski kardeşleri bir ebeveynin hak ve görevlerinden bazılarını üstlendikçe durumları değişir. Abla ( abla ), sıcaklığı ve şefkatiyle sevilen ikinci bir anne gibi olur. Ağabeyi ( agabey ) küçük bir babanın yardımcı fakat otoriter statüsünü üstlenir. Geniş aileler de, büyükanne ve büyükbabalar, özellikle büyükanneler, çok sayıda çocuk bakımı sağlar.

Türk Kültürü Görgü kuralları

Resmi görgü kuralları, çoğu sosyal etkileşimi ve mekan kullanımını yöneten Türk kültürünün merkezindedir. Türk kültürünün hemen hemen her durum için kesin bir sözel formülü vardır. Görgü kuralları, bu durumlar için uygun formüllerin duyurulmasını gerektirir.

Sıkı görgü kuralları nesiller arası ve heteroseksüel etkileşimleri yönetir. Yakın arkadaş veya akraba olmadıkça, yaşlılara resmi olarak hitap edilir. Örneğin, yaşlı erkeklere “Bey” (Bay) ve kadınları “Hanım” (Bayan) ile değinilmelidir. Karşı cinsin yetişkinlerinin kayıtsız davranmamaları veya birbirlerine karşı sevgi göstermeleri beklenir. Aynı cinsiyetten arkadaşlar el ele tutuşup yanaktan öpücüklerle birbirlerini selamlayabilirler. Toplantı üzerine, erkekler el sıkışır, ancak bir erkek kendisine uzatmadıkça bir erkek bir kadının elini sıkmaz.

Türk Kültürü Din

Dini inançlar. İslam geleneği, ideoloji ve ritüel çok önemlidir. Türk vatandaşlarının yaklaşık yüzde 98 ‘i nominal olarak Müslüman, yüzde 80 ila 85 ‘i Hanefi okulunun Sünnileri ve yüzde 15 ila 20 ‘si Şii tarikatlarının üyeleri (çoğunlukla Alevi).

Türk Müslümanları standart İslam inancını ve görevlerini tanıyor, ancak yalnızca en dindarları oruç tutmakta veya Mekke ‘ye hacca gitmektedir. Türklerin yüzde dördü kendilerini ateist, yüzde 4 ‘ü agnostik olarak tanımlamaktadır.

Çoğu Türk için İslam, geçit törenlerinde önemli bir rol oynamaktadır: doğumdan kısa bir süre sonra adlandırma, erkekler için sünnet, evlilik ve cenazeler. Devlet, Sünni imamları eğiten okulları denetleyerek ve imamları topluluk camilerinde çalışan devlet çalışanları olarak sertifikalandırarak dini eğitimi ve çoğu dini personeli kontrol etmektedir.

Büyük bölümü müslüman bir ülke
Türklerin %98 i nominal olarak müslümandır.

Türk Kültürü İslami takviminde en önemli ay, oruç ayı olan Ramazan; Muhammed ‘in elçisi olarak atanan Ramazan ‘ın yirmi yedinci günü Kadir Gecesi (İktidar Gecesi) ; Ramazan Bayramı, insanların ziyaret ve şeker alışverişi yaptığı Ramazan ‘ın sonunda üç günlük bir ulusal bayramdır ve 4 günlük ulusal bayram olan Kurban Bayramı ‘dır. Türkiye’de bu bayram da 2,5 milyon kadar büyükbaş ve küçükbaş hayvan kurban edilir; etin çoğu komşularla paylaşılır ve fakirlere bağışlanır.

Tıp ve Sağlık.

Modern Batı sağlık hizmetleri son yirmi yıl da önemli ölçüde genişledi. Sağlık Bakanlığı tıbbi bakım ve önleyici sağlık hizmetleri vermeye, sağlık personelini eğitmeye, hastane ve klinikler kurmaya ve işletmeye, özel sağlık tesislerini denetlemeye ve eczaneleri düzenlemeye yetkilendirilmiştir.

1995 ’te, Türkiye ’de 120.000 sağlık ocağı ve her 1.200 kişi için bir doktor bulunuyordu. Kızamık, boğmaca, tifo ateşi ve difteri görülme sıklığı 1970 ‘lerden bu yana belirgin şekilde azaldı. Bebek ölümleri 1980 ‘de 1000 ‘de 120 ‘den 1992 ‘de 1000 ‘de 55 ‘e düşmüştür. Kırsal alanlarda ebeler çoğu bebeği doğurtmaktadır.

Türk Kültürü Yılbaşı Kutlamaları

Büyük yılbaşı kutlamaları ve resmi tatiller, 1 Ocak ‘taki Batı ‘dan kabul edilen Yeni Yıl Günü ile başlar. Pek çok insan tebrik kartı takas eder ve bazıları Batı tarzında kutlar. 23 Nisan ‘daki Ulusal Egemenlik Günü, Büyük Millet Meclisi ‘nin ilk toplantısını kutlamıştır. 23 Nisan aynı zamanda Ulusal Çocuk Bayramı olduğu için, günlerin çoğu danslar ve müzik resitalleri gibi çocukların etkinliklerine ayrılmaktadır. Atatürk ‘ün doğumunu kutlayan Gençlik ve Spor Bayramı, 19 Mayıs ‘ta kutlanır. Kurtuluş Savaşı ’nın zaferini kutlayan Zafer Bayramı 30 Ağustos ’ta gerçekleştirilmektedir. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, Atatürk ’ün 1923 ’te Cumhuriyet ilanını kutlamaktadır.

Sanat ve Beşeri Bilimler

Sanatlara Destek. Kültür Bakanlığı, dindar olmayan Türk ve Batı sanatını destekleme politikasını uygulamaya koymuştur. Avrupa ‘da, özellikle Fransa ‘da sanat ve müzik çalışmaları için sınırlı sayıda burs sağlanmaktadır. Bakanlık ayrıca, büyük şehirlerde ki Güzel Sanatlar Akademisi ve sanat müzelerini de desteklemektedir.

Sanatçıların çoğu büyük şehirlerde orta ve üst sınıflardan gelmektedir. Grafik sanatçıları, çalışmalarını satın almak için öncelikle büyük şirketlere ve üst sınıflara güvenmektedir. Özel sergi ve sınırlı sayı da sanat dükkanı aracılığıyla satış yapmaktadırlar.

Türk Kültürü Edebiyat.

On dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar, Türk edebiyatı, şiir ve nesir üreten Osmanlı sarayına odaklanmıştır. Bu literatür, Farsça, Arapça ve Türk klasik stillerinin kaynaşmasını temsil etmekteydi. Batı’nın etkileri 1860 ‘lar da Batı kültürel formlarını Türk dilinin daha basit bir şekli ile birleştirmeye çalışan bir grup aydın tarafından ortaya çıkmıştı. Bu batılılaşma eğilimi on dokuzuncu yüzyıl boyunca devam etti ve I. Dünya Savaşı ‘ndan hemen önce daha belirgin hale geldi.

1923 ‘ten sonra cumhuriyet etkileyici sayı da romancı, şair, şarkıcı, müzisyen ve sanatçı üretti. Uluslararası ün kazanmış romancılar arasında Halide Edib, Reşat Nuri Güntekin ve daha yakın zaman da Orhan Pamuk bulunmaktadır.

Orhan Veli, genel olarak katı bir şekilde tanımlanmış biçimlere karşı bir isyan ve ani algıyla meşgul olma ile karakterize olan modern Türk şiirinin babası olarak kabul edilir. Bazı şairler müstehcenci biçimler ve fikirler ile deneyler yapmışlardır; diğerleri ise sosyal demokratik sorunlara duyduğu endişeyi dile getirmiştir.

Türk Kültürü Grafik Sanatları.

Grafik sanatlar da batı etkisi, Avrupalı ​​ve Avrupa ​​eğitimli Türk sanatçılar tarafından yönetilmeye devam edilen İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi ‘nin kurulmasıyla Osmanlı ‘nın sonlarında başlamıştır. Türk Kültürü Cumhuriyet döneminde, Türk sanatı, Batı ve yerli stillerin bir karışımını içermektedir.

Pratik olarak tüm nota sanatçıları akademi de ya da Avrupa ‘da okumuştur. Bazıları Avrupa formlarını taklit ederken, diğerleri bir Türk tarzını aramıştır ve köy / kent sahneleri gibi Türk temalarını temsili bir şekilde tasvir etmişlerdir. Birçok heykeltıraş, Atatürk ‘ü ve diğer yurtsever temaları betimleyen anıtsal eserler yaratmak için devletten teşvik almıştır.

Türk Kültürü Performans Sanatları.

Son yıllarda tiyatroya katılım artmıştır ve Batı tekniklerini Türk sosyal sorunları ile birleştiren birçok Türk oyun yazarı eserlerini sunma fırsatı bulmuştur.

Hem Ankara hem de İstanbul ‘un saygın opera şirketleri bulunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası hem Ankara ‘da hem de turneler de konserler vermektedir. Ankara ve İstanbul, bale okullarını içeren müzik konservatuarlarına sahiptir. En iyi bilinenleri Adnan Saygun olan birçok Türk besteci, Türk halk temalarını Batı formlarıyla birleştirmek için Avrupa ve Amerika ‘da büyük beğeni toplamıştır.

İstanbul Müzik Konservatuvarı, otantik halk müziğini korumak için ülkenin her yerine adım atmaktadır. İstanbul ‘da yapılan yıllık halk sanatları festivalleri, çok çeşitli Türk müziği ve dansları sunar.

Fiziksel ve Sosyal Bilimler Devleti

Bilimsel araştırmaların çoğu, Ankara, İstanbul ve İzmir ‘deki birkaç üniversite de yapılmaktadır. Hükümet bunun üçte ikisini finanse etmektedir. Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, çoğunlukla elektronik, telekomünikasyon ve çevre teknolojilerinde endüstriyel araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetleri için hibe sağlamaktadır. Köy işleri ve İskan Bakanlığı sosyal bilimsel araştırmalar için fon sağlamaktadır.

Pratik olarak, doğal, sosyal ve mühendislik bilimlerinde ki tüm Türk liderleri, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ‘nde, yurt dışında bir eğitim almıştır. Türkiye, gıda işleme, metaller ve tekstil sektörleri için teknolojisinin çoğunu yurtdışından elde etmektedir. Bilim ve teknoloji politika oluşturma organı olan Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu, yüksek öncelikli faaliyetler (bilgi, ileri materyaller, biyoteknoloji, uzay ve nükleer teknoloji) için Ar-Ge hedefleri belirler.

Türk Kültürü Genel Bilgi

Kaynakça

Abadan-Unat, Nermin, ed. Women in Turkish Society , 1981.

Ahmad, Feroz. Demokraside Türkiye Deneyi, 1950–1975 , 1997.

Anderson, June. Geleneğe Dönüş: Türk Köy Halılarının Canlandırılması , 1998.

Andrews, Peter A. Türkiye Cumhuriyetinde Etnik Gruplar , 1989.

Ansay, Tugrul ve Don Wallace. Türk Hukukuna Giriş , 1996.

Arat, Yeşim. Ataerkil Paradoks: Türkiye’de Kadın Politikacılar , 1989.

Balım, Çiğdem, ed. Türkiye: 1995’te Siyasi, Sosyal ve Ekonomik Zorluklar , 1995.

Baysal, Ayse, et al. Samples from Turkish Cuisine , 1993.

Birand, Mehmet Ali. The Generals’ Coup in Turkey , 1991.

Erder, Türkoz. Türk Toplumunda Aile: Sosyolojik ve Hukuki Araştırmalar , 1985.

Gole, Nilüfer. Yasak Modern: Medeniyet ve Peçe , 1996.

Gunter, Michael M. Türkiye’nin Kürtleri ve Geleceği , 1997.

Heper, Metin ve Jacob M. Landau, ed. Türkiye’de Siyasi Partiler ve Demokrasi , 1991.

Holod, Renata, and Ahmet Evin. Modern Turkish Architecture , 1984.

İnalcık, Halil, ed. İmparatorluktan Cumhuriyete: Osmanlı ve Türk Sosyal Tarihine İlişkin Yazılar , 1995.

Metz, Helen Chapin. Türkiye: Bir Ülke Çalışması , 1996.

Olson, Robert. Kürt Milliyetçiliğinin Doğuşu ve Şeyh Said İsyanı , 1989.

Özbay, Ferhunde, ed. Türkiye’de Kadınlar, Aile ve Sosyal Değişme , 1990.

Pînar, Selman. Türk Resminin Tarihi , 1990.

Papa, Nicole ve Hugh Pope. Türkiye Açıklandı , 1997.

Rittenberg, Libby, ed. Sovyet Sonrası Türkiye’nin Ekonomi Politikasyonu , 1998.

Rugman, Jonathan. Atatürk’ün Çocukları: Türkiye ve Kürtler , 1996.

Shaw, Stanford J. ve Ezel Kural Shaw. Osmanlı Devleti ve Modern Türkiye Tarihi , 1976.

Stone, Frank A. Modern Türkiye’de Kültürler Arası , 1973.

Tapper, Richard, ed. Modern Türkiye’de İslam; Laik Bir Devlette Din, Politika ve Edebiyat , 1991.

Tekeli, Sirin, ed. Women in Modern Turkish Society , 1995.

Türk Günlük Haberleri . Türkiye 1989 Almanak , 1990.

ABD Dışişleri Bakanlığı. Türkiye: 1998 , 1999 İnsan Hakları Uygulamaları Ülke Raporu .

Van Bruinessen, Martin. Ağa, Şeyh ve Devlet: Kürdistan’ın Sosyal ve Siyasi Yapısı , 1992.

Beyaz, Jenny B. Para Akrabalar Yapar: Kentsel Türkiye’de Kadın Emeği , 1994.

Dünya Bankası. Türkiye: Kalkınmada Kadınlar , 1993.

Zürcher, Erik J. Türkiye: Modern Bir Tarih , 1994.

Türk Kültürü Genel Bilgi

hobisi

Hobisi.com, Türkiye ve dünya da insanların hobi amaçlı aktivitelerini paylaşmak, neler yapabileceklerini göstermek ve genel kültürünü arttırmaya yardımcı olmak amacıyla kurulmuştur. Beğeni ve eleştirileriniz için teşekkür ederiz.

Bir cevap yazın